HAYATTA HER ŞEY GEÇİCİDİR
Her ne kadar kış mevsimi olsa da güneşli bir gündü o gün, bir aylık İstanbul konaklamasının son günüydü Ali için. Geldiği ilk günü düşündü daha dün gibiydi, ama bitmişti.
Güzel bir gün, güzel
düşünceler ve hislerle İstanbul’da geçirdiği güzel günler sona ermişti.
Her zaman olduğu gibi
erken vakitte seminer salonun daki yerini aldı.
Her şey çok güzel gidiyordu,
ta ki öğleden sonra mevsimin kış olduğunu hatırlatan yağmur ve kar fırtınası
başlayana kadar. Herkes koşarak, ıslanmadan aracına ulaşmaya çalışıyordu. Güneşli başlayan günün böyle bitmesi garip
geldi herkese. Son geceydi İstanbul’da Ali için, fırtınayla beraber İstanbul
trafiği çekilmez hal aldı. İptal edilen uçuşların haberleri düşüyordu son
dakika haberlerine. Ali eve vardığında düşünceliydi, anlayamadığı bir durgunluk
vardı içinde. Güzel geçen bir aydan sonra böyle hissetmesinin nedeni havanın
kötü olması mıydı sadece?
Uzun zamandır ailesinden
uzaktı, annesini, babasını ve yeğenlerini özlemişti... ama nedense sabah yola
çıkma düşüncesi içini daraltıyordu.
Anlam veremedi olanlara ve hissettiklerine. Hayırdır inşallah dedi ve
başını yastığına koydu.
Sabah 04:30’da ısrarla
çalan telefonu açtı, korkuyla bağıran bir ses vardı karşıda...
‘’Deprem oldu! Çok kötü
bir deprem oldu. Elektrikler gitti. Evdeki her şey yıkıldı’’
Kahramanmaraş’ta ara ara
sarsıntılar olmuştu son birkaç aydır... Ama Bu ses tonu normal bir sarsıntı
olmadığını anlamasına yetmişti Ali’nin...
Yatağından fırladı, haber sitelerini açtı, bir şey bulamadı... Biraz
daha bakındı, depremin şiddetini öğrendiğinde soğuk bir terleme... Annesini, babasını, kardeşlerini ve
yeğenlerini düşündü.
Telefon etti babasına ama
ulaşması mümkün olmadı ilk dakikalarda. Apar
topar valizlerini hazırlarken yüzünü bile yıkamadığını fark etti. Sakin olması
gerekiyordu, yüzünü yıkarken aynaya baktı ve dua etti. ‘’Allah’ım sen onları
koru’’
Tekrar çalan telefona
sevinse mi üzülsemi bilemedi. Çünkü nasıl bir haber alacağını bilmiyordu.
Arayan babasıydı, anne ve babası iyiydi ama diğer kardeşlerinden haber
alamamıştı hala...
Valizleri arabaya
yerleştirirken bir telefon daha geldi ve ailesinden herkesin iyi olduğunu öğrendi.
Derinden bir nefesle... Çok şükür! Dedi.
Akşam başlayan yağmur ve
fırtına devam ediyordu. Yola çıkmasak mı
diye düşündüren akşam ki fırtına artık çok basitti onun için.
İnsan zor olandan daha
zor olanı gördüğünde miktarı az olanı kabulleniyor kolayca.
Ailesi ‘’gelmeyin karda kışta, biz iyiyiz’’ dese de yola çıktı Ali 8:30’da çıkmayı planladığı yola 5:30’da çıktı. Yollarda yeni yağmış sulu kar, otoban kenarlarında savrulmuş araçlar vardı. Deprem haberinin yayılmasıyla yola düşmüş yardım tırları, kepçe taşıyan çekici tırlar... Arama kurtarma ekipleri. Normalde 100 km hızın geçilmeyeceği yolda 140-150 km hızlarla giden birçok araç. Plakaların çoğu 31... 44... 46...
Bölgeye yaklaştıkça çökmüş, yarılmış yollar hızını kesmişti Ali’nin, istese de hızlı gidemiyordu çukurlara girip savrulan araçları gördükçe. Yolda birçok haber geldi. 2-3-5 blokluk siteler yıkılmıştı. Her haberde depremin hangi boyutta olduğunu anlamak daha da mümkün oluyordu. 50 km kalmıştı Kahramanmaraş’a. Depremin etkisini görmeye ise 0 km. İskenderun’dan itibaren yıkılmayan yerleşim yeri yoktu. Deprem haberini duyduğunda kafasında oluşan ‘’resim’’ artık gerçekti. Çok daha fazlasıyla. Siren sesleri kesilmek bilmedi.
Sıkışan trafikle saatler sürdü yolculuk.
Deprem bölgesinden çıkmaya çalışanlar ve o bölgeye yardıma gitmeye
çalışanları gördükçe, Bir depremin bazısı için kaçış bazısı için varış sebebi
olabileceğini gördü. O varmak isteyenlerin içindeydi. Dehşeti yaşayanlar
aileleri ile uzaklaşmak istiyordu.
20 saat sürdü
Kahramanmaraş’a varması, ama varmış gibi değildi. Şehirde bir tane ışık görünmüyordu. Sessizliği bozan tek şey ambulans sirenleri idi. Bir de yol kenarlarına dizilmiş binlerce
aracın, içindeki insanları ısıtmaya çalışan motor sesleri.
Ailesinin yanına gitti
Ali, onlar da araçlara sığınmışlardı.
Uzun süren yolcuğun yorgunluğuyla şoför koltuğunda uyumak için gözlerini
kapadı. Sabah uyandığında gördüğü
manzara karşısında ‘’Allah’ım yardım et’’ diyebildi ancak...
Hiç yıkılmayacak gibi duran yüzlerce bina yıkılmıştı...
Binlerce araç enkazlarda hurdaya dönmüştü...
Binlerce can ....
Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen ömürler... Anılar, hayaller...
Hiçbir şeyin kalıcı olmadığını bir kez daha gördü Ali...
Hayatta her şey geçici olduğunu düşündü... Mutluluğun da. Acının da...
Depremin üzerinden bir yıl geçmişti... Ve tekrar baktı etrafına. İnsanların davranışlarına...
Birçok insan acısını unutmuştu bile...
Her şey geçiciymiş bu hayatta...




İnsanoğlu olarak nasıl da unutuyoruz geçmişi.. keşke bu kadar hızlı eskiyi unutup hiç yaşanmamış gibi davranmasaydık..
YanıtlaSilİnsan: Unutan değil miydi. Unutmasak Ben sizin Rabbiniz değil miyim sorusunun cevabını verdiğimiz KALU BELA'da
Silİnsan düğünden ders almayıp her gün hatalarını tekrar eden. İnsan bin yıldır bu topraklarda yaşayıp hala başımızı sokacağımız sağlam evler yapmazmiydik.
Gerçektende bu hayattaki herşey hatta hayatın kendisi dahi geçici... Önemli olan küfemi ne ile doldurduğum...
YanıtlaSilUnutulmaması gereken günleri, bu şekilde hatırlatan sizlere şükranlarımı sunuyorum..
YanıtlaSilİnsanın içini burkan, acıyı hatırlatan ama öğretici bir makale... tebrik ediyorum
YanıtlaSilHey gidi günler hey der insan ya, işte o hesap. Elinize sağlık.
YanıtlaSilİnsan şayet unutkan bir canlı olmamış olsa açıkçası insana bu özelliği rabbim vermemiş olsa idi sapasağlam ayakta kalamazdı . Ali bu gerçekle yüzleşmiş oldu bu yaşadığı acı olayla.Acıyıda sevincide unutmak zorunda inşa yoksa hayatını yani sınavını devam ettiremez ya bakır köylük yada intihar vakalarının ardı arkası kesilmeden ve olumsuz davranışların normalleştiği sürece girer.
YanıtlaSilGerçekten herşey geciçiymiş bu hayatta..
YanıtlaSilGeçici olduğun hayatta kalıcı olmaya çalışmak akıntıya karşı kürek çekmek gibidir… Yazık hayatlar :(
YanıtlaSilYüreginize kaleminize sağlık ALLAH bedellerinizi kabul ersin…
Ellere sağlık 👏🏼👏🏼👏🏼
YanıtlaSilHiç ölmicek gibi yaşıyor insan ne yazık ki..
YanıtlaSilYa verilmeseydi, unutmak insana ...
YanıtlaSilHayatta her şey geçici güzel bir anltım Keşke geçiciliği anlayıp yaşasaydık ve öyle yaşasaydı 1000 ler ce yıldır insanlar
YanıtlaSilGeçici olan bir yerde kalıcı olmaya çalışmak....
YanıtlaSilUnutmamak olaylardan bir çıkarım yapabilirsek bizim için en acı olan olay bile bizi güçlendirecektir...
YanıtlaSilŞu an bu olaylara bakıp ticaretimiz de bir değişiklik yapıyor muyuz
O günlere tekrardan gittim ve yaşananları hatırladım. Geçmez dediğimiz dakikalar , saatler, günler ve haftalar geçti. Artık yılları sayıyoruz. Gerçekten hayatta her şey geçiciymiş. İnsan istesede istemesede zaman durmuyor.
Silİnsanın hiçbir zaman unutmaması gereken en önemli şey… Kaleminize sağlık…
YanıtlaSilİnsan bulunduğu durum olumsuz durumdayken biran önce içinden çıkmak, o duyguyu hissetmemek istiyor, ta ki o durumun bile hayrımız için olduğunu anlayana kadar… Hayatta her şey bizim iyiliğimiz içindir, hayatın geçici olması, hislerin geçici olması… Yoksa nasıl olgunlaşacaktık, ve doğruyu yanlışı öğrenip seçim yapacaktık?
YanıtlaSilMerhaba, her şey geçici ne kadar haklısınız..
YanıtlaSilHer şey geçici bu hayatta neden insan bu kadar geçici değil gibi davranıyor
YanıtlaSilKaleminize sağlık.
YanıtlaSilHayatta herşey geçici. Rabbimizin bize olan merhametinden dolayı. Acilarimizda yavaş, yavaş hafifler, ama yaşadıklarımızdan ders çıkamamiz lazım....
Her şey geçici, her acı geçiyor ama geçen şeylerden ibret alınmadığında durum çok vahim..
YanıtlaSilİnsan bir süre sonra etrafındaki olayları normalleştirir. Bunun hem avantajı hem de dezavantajı vardır. Savaş sırasında artık o durumu normalleştirenler hayatlarını yeni düzene göre dizayn eder, toplumda evlenenlerin düğünleri yapılır, ateş eşliğinde sohbetler edilir.
YanıtlaSilDezavantajı ise maalesef depremde olduğu gibi insanların büyük çoğunluğu yardıma muhtaç insanları unuttu. Eski hayatlarına geri döndüler. Biz bu dezavantaj kısmında olmamaya çalışmalıyız.
Evet hayatta herşey geçici bak az önce aldığın nefes geçti gitti tekrar nefes almak zorundasın almadığında bu dünyadan geçip gideceksin bunun gibi binlerce milyonlarca örnek sayabilirim .Önemli olan o geçip giden şey nasıl geçti süreci nasıl tamamladı ? Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı YALIN ve sade
YanıtlaSilHerşey geçiciyken, nasıl da kalıcı olmaya çalışıyor insanoğlu..
YanıtlaSilİyi ki her şey geçici. insanın kendisi kendi lehinde bu kadar olamıyor. iyi ki insanı insandan çok düşünen Rabbimiz var. hamd olsun.
YanıtlaSil👏
YanıtlaSil