DİSİPLİN BENDEN SORULUR !!!
Yeni terfi aldığı görevine alışmaya çalışıyordu. Henüz dört ay olmuştu. Heyecanlı hali devam ediyordu. Jilet gibi ütülü beyaz gömleğini giydi, şöyle bir aynaya baktı; "Otoriter duruyor muyum?" diye sordu kendine. Sonra "Oğlum Arif, biraz daha ciddiyete ihtiyacın var…" diye düşünürken o anda eşi Meryem seslendi: "Ariiif! Hadi çıkalım artık. Çocuk geç kalacak okula!" Arif de gergin bir tavırla verdi cevabını: ‘’Geliyorum Meryem! Oyalanmıyorum herhalde…" dedi. Herkesin beğendiği parfümünden sıktı ve evden çıktılar.
Arif son dönemlerde bir garipti. Eski sabrı ve tebessümü yerini daha kolay sinirlenmeye ve tepkiselliğe bırakmıştı. Kaşları çatık bir yüz ifadesini otorite zannediyordu. Bu hali her yerde kendini hissettiriyordu. Eşi Meryem ne yapacağını bilmiyordu. Eşinin eski halini özler hale gelmişti. Oysa ki eşinin maaşı da yükselmişti ve eskiye göre kariyeri daha iyiydi. Buna rağmen Arif artık işi iş yerinde bırakamıyor ve iş yerinde yaşadığı olayları eve getiriyordu. Eğer iş yerinde günü güzel geçtiyse evde de keyifli oluyordu. Fakat o günü kötü geçtiyse evin içinde de soğuk rüzgarlar estiriyordu.
İnsan bazen yaptığı bir davranıştan fayda veya haz aldığında onu daha fazla yaparsa onun daha çok işe yarayacağı düşüncesine kapılıyor. Çoğu zaman bunu yaparken kötü bir niyeti de olmuyor. İnsan yaptığı davranışın net olarak nereye varacağını bilmediğinde sonuçları zannettiği gibi olmayabiliyor. İşte bizim Arif’in durumu da böyleydi. Sabah mesaiye başlar; “Personel zamanında geldi mi? Kılık kıyafet yerinde mi? Herkes günlük işlerini biliyor mu? Program yürüyor mu?” diye sıkı kontrole başlardı. Aksi bir durum olduğunda da olayı anlamak yerine açardı ağzını, yumardı gözünü… Personele disiplinli olması ve kurallara uyulması gerektiğini sürekli hatırlatırdı ve personeli bıktırır dı. Bunlar tam da bir işyerinde olması gereken şeylerdi, disiplinli bir üretim yapabilmenin dinamikleriydi ama Arif’in atladığı bir şey vardı; insanlar, robot değildi... Bugün hata yapabilir, yarın düzeltebilirlerdi... Her gün aynı motivasyonda olamayabilir, morali bozuk olmasına rağmen kendini çalışmaya zorluyor olabilirlerdi.
Arif, elbette yöneticiliğin hakkını vermeliydi. Sorumlu olduğu şirketin, çalışanlarının koordinasyonunu sağlamalıydı. Fakat sorun şurada başlıyordu: otoriter ve disiplinli olmayı tek yönlü olarak anlayıp bildiği tek yolu insanları bunaltacak kadar dile getirmesi... Çalışanların, iş arkadaşlarının duygularının değişiklik gösterebileceğini, motivasyonlarının düşük olduğu anların olabileceğini görememesi ona hata yaptırıyordu. O çok işe yarayan disiplin ve otorite, yerini rahatsız edici baskıya bırakıyordu. İlk geldiğinde yöneticiliğinden memnun olan çalışma arkadaşları, şimdilerde artık onu zorba ve itici biri olarak görmeye, “Üff her zamanki Arif Müdür işte!...” deyip geçmeye başlamışlardı…
Bir yerlerde bir şeylerin ters gittiğini
düşünmeye fark etmeye başladı Arif... Kendi kendine soruyordu: "Ne
oldu da otoritem artık eskisi gibi değil acaba?" Bir zamanlar olumlu
sonuç aldığı o tavırları neden artık işe yaramıyordu? İşler her seferinde daha
da çözülmez bir hal almaya başlamıştı. Onun gitmesi için edilen dualar artık
Arif’in de kulağına gelmeye başlamıştı. Günaydınlar samimiyetsiz leşmiş, yüzüne
gülümseyen arkadaşları o geçerken başka tarafa bakar olmuşlardı/
Arif de artık gidişattan memnun değildi.
Tek başına oturup çözüm düşündüğü bir anda kahvesinin yanındaki çikolatadan bir
parça ağzına attı. Ağzın da eriyen çikolatanın verdiği keyifle birlikte yüzünde
bir tebessüm oluştu. Fakat aynı çikolatanın 6. parçasını yerken artık boğazını
yakan glukozdan rahatsız oldu. O anda gözleri büyüdü ve kendisine şu soruyu
sordu: "İnsana fayda veya haz veren şeylerin de bir kıvamı olmalı
mıydı?"


Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilAslında insan ilköğretime kendisini tanımak,kendisini bilmesinden geçiyor. Çünkü her insan farklı bir âlem! O âlemin keşfedilmesi,kendi dünyasının yaşanacak bir güzelliğe sahip olması bir eğitimin sonucudur. İlk eğitmenimiz anne,baba,öğretmenlerimiz,arkadaşlarımız,.....vb. Bu da dikkat edilecek husus hayat boyu Anne den son öğretimine kadar kim olursa olsun hepsinin hocası Hz Muhammed s.a.v olmamış ise menzilline varması mümkün değil! Bundan dolayı ki bilinçli Anne, babalara,öğretmen, arkadaşlar ilk önce kendini farz olan dinini bilmeli,bildiği ile amel etmeli ve bunu da sadece Allah c.c rızası için yaparsa o zaman hedefine ulaşır diyorum kardeşlerim. Saygılarımla!
SilÇok isabetli tespitler, Hayatın içinden. Elinize Kaleminize sağlık.
YanıtlaSilGüzel isabetlibir yazı olmuş. Elinize sağlık.
YanıtlaSilisabetli bir yazı olmuş. Doğru tespitler. Faydalı güzel bir yazı. Elinize sağlık.
YanıtlaSilDeğerli ve isabetli bir Yazı. Elinize sağlık.
YanıtlaSilÇok ğüzel ve doğru tespitler. Yazarın eline sağlık.
YanıtlaSilKaleminize sağlık
SilKaleminize sağlık. Güzel detaylar var. Keşke çok geç olmadan farkına varıp düzeltebilsek.
YanıtlaSilOtorite de ve disiplinde kıvam neden aklımıza gelmez ki.Teşekkürler yine isabetli bir tespit
YanıtlaSilGünümüzde gerçekten yönetmeyi insanlar bilmedikleri için kızarak, bağırarak yönetilebileceğini düşünüyor. O kadar yanlışı normalleştiriyoruz ki. Aslında çözmeyi bilmiyoruz ve etrafımızda gördüklerimizi kopyalıyoruz. Güzel farkındalık yaratan bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık.
YanıtlaSilİnsan gücü elde edince maalesef aşırılaşıyor. Düzeni kurmaya çalışırken zorbalaşabiliyor. Liderlik yapabilmek çok önemli. Ama önce lider olabilmeli insan. Farkındalık oluşturduğunuz için teşekkürler.
YanıtlaSilSoyut somuttan üstündür yasasını çok güzel ve anlaşılır şekilde anlatan bir yazı emeğinize sağlık
YanıtlaSilKeskin sirke küpüne zarar. Çok katı kuralları olanın ilerleyen zamanlarda itibarsızlaştığı
YanıtlaSilLiderlikte iyi niyetli de olsa hata iki tarafı da zorlayan bir durum...
YanıtlaSilOlaydaki tespit güzel olmuş elinize sağlık
YanıtlaSilHem samimi hem otoriteli tam bir karizma değil de ne😊 Dengeyi biraz aşınca işler nasıl da ters düz oluyor malesef..Emeklerinize sağlık anlaşılır ve tam da yaşamdan bir yazı olmuş 🍀
YanıtlaSilİnsanoğlu kaliteyi arttırmak yerine miktarla oynamayı tercih ediyor.Miktar arttıkça temasın daha fazla olacağını zannediyor. En büyük yanılgılarından biri de bu.
YanıtlaSilKaleminize sağlık, çok güzel bir yazı
YanıtlaSil