KARIŞIK İKİZLER
Birbirine çok benzeyen tek yumurta ikizi kardeşlerdi. Onları dışarıdan gören, seslerini duyan herkes rahatlıkla anlayabilirdi. Hatta parfümü bile ortak kullandıkları için insanlar onları iyice birbirine karıştırıyordu. Bazen Selim’e Melih, bazen de Melih’e Selim diyorlardı. Okul çağına geldiklerinde yavaş yavaş birbirlerinden ayrışmaya, kendi öykülerini şekillendirmeye başlamışlardı. Gerçi anneleri küçüklüklerini anlatırken sıklıkla “Gören de tek yumurta ikizi değil zanneder bunları” derdi… Dışarıdan bakınca ne kadar birbirlerine benzeseler de küçüklüklerinden beri onları birbirinden ayıran huyları vardı. Mesela birinin odasına girince düzenine dokunmaya kıyamayan insan diğerinin odasına girdiğinde içerde savaş olmuş zannederdi. Fakat asıl ayrışma kendi seçimlerinden sonra olmaya başladı. Selim hayatta önüne çıkana, sanki ayağına denk gelen bir top gibi, gelişine vurup çıkan sonuca göre çözüm bulma konusunda gelişmişti. Anlık gelişen sorunları çözme ile işlerini yürütüyordu. Onun için düzen, tertip, kural gibi kavramlar sanki çiğnenmek için varmış gibiydi. Melih ise başına bir şey gelmeden önce strateji hazırlamayı tercih edenlerdendi. Dolayısıyla hayatı Selim’e göre çok daha monoton gözükse de kendine göre kurduğu bir düzeni vardı. Hayatında kaosa yer yoktu. İyi ki de yoktu çünkü bunun üstesinden gelecek bir marifeti de yoktu. Tabii ki asıl ayrışma doğuştan getirdikleri huylarından ziyade yaptıkları seçimler farklılaştıkça oldu.
Ortaokulu
bitiren Selim ve Melih’i ebeveynleri aynı liseye yazdımaya karar verdiler.
Fakat okul müdürü, ikiz kardeşleri aynı sınıfa yerleştirmedi. Gelişine vuran
Selim’in okul hayatı pek iyi gitmiyordu ve sınıfında hep suçlayabileceği tipler
vardı. Mesela Selim’e göre matematik hocası kafayı ona takmıştı. Herkes iyiydi
bir Selim kötüydü sanki. Selim matematiğe yatkın olmasına rağmen kendini
geliştirmek için pek çabalamıyordu. Derslerde sıkılıyordu ve ona göre arkadaşlarının
ot gibi bir yaşantıları vardı. Zaman zaman arkadaşlarının zekasından şüphe
ederdi. Melih ise matematiğe yatkın değildi. Dersi takip etmeyi, gerekli formülleri
ezberlemeyi seviyordu ama havuz problemleri, işçi problemleri gibi konularda bir
türlü istediği sonuçları alamıyordu. Buna rağmen matematik hocasının
tavsiyelerini dinleyen Melih her geçen gün dününden daha iyiye gidiyordu.
Üniversite
sınavına hazırlanırken de benzer tarzlarda ilerlediler. Melih kendisine gelen çıkma
tekliflerini derslerini etkilemesinden çekinerek reddediyordu. Fakat Selim “lise
zamanı aşklarını bir daha nerede bulacaksın ki…” mottosuyla ruh eşini arıyordu.
Her şeye rağmen lise bitti ve üniversite sonuçları açıklandı. Her ikisi de bir
okula yerleşmişlerdi. Melih istediği bölüm olmasa da ona yakın bir bölüme girebilmişti.
Selim ise yine gelişine vurmuş ve istediği okula yerleşmişti. Melih’le alay etmeyi
de ihmal etmedi: “Oğlum dersi derste dinlesen yetiyor bak… her zaman olduğu
gibi kafa patlattın, otladın ama noldu? Yine solladım seni...” Diğer yandan yurt
ve burs başvurularında ise Melih’in yüzü gülerken, Selim’e ikisi de çıkmadı.
Melih
istediği bölüm olmasa da hayatın onu yerleştirdiği bölümde her geçen gün
moralini artırıyor ve gelişimine yine adım adım devam ediyordu. Selim ise
istediği üniversiteye girmenin de rahatlığıyla üniversite hayatı dedikleri
eğlence dünyasına gelişine dalmıştı, her aktivitede vardı, her gezi turuna
katılıyordu, ortamlardan eksik olmuyordu ama işler istediği gibi gitmiyordu. Bu
yoğunlukta derslerden iyice geri kalmıştı. Bir yandan da ayrıldığı o lise aşkı
yakasını bırakmıyordu…

Melih burs
aldığı halde hafta sonları yarı zamanlı işe girmişti. İki çocuk okutan
ailesinin yükünü hafifletmek istiyordu. Son yılında stajını yaptığı yerden de
iş teklifi almış ve okul biter bitmez işe başlamıştı. Selim okulunu zamanında
bitiremedi ve bir yıl uzattı. Hala onu kafasına takan hocanın yüzünden okulu
uzattığını düşünüyordu. Selim’in zorlandığı masraflarda artık Melih ona harçlık
gönderir hale geldi. Kendi kendine düşünürken; “Ulan hayata bak! Kardeşimizden
abilik görür olduk iyi mi! Adamın tuzu kuru, işini buldu, düzenini kurdu… Bir
de kafasına göre bir eş buldu mu daha ne ister hayattan?” diyordu. Gerçekten
dediği gibi oldu. Melih şirkette tanıştığı Ayla ile sevimli bir nikah yaptı ve
yuvasını da kurdu.

Selim kötü biri değildi ama bazı şeyleri gözden kaçırmıştı. Sorumlulukları olduğunu ve yerine getirmesi gerektiğini, hedeflerine ulaşabilmek için sabretmeyi, ailesine destek olmayı, harçlığıyla idare etmeyi veya karşısına çıkan insanları bir miktar alttan almayı ihmal etmişti. Oysa ki bunlar onun kontrolünde olan şeylerdi.
Peki ya kontrolünde olmayanlar? Girdiği okul, karşılaşacağı arkadaş çevresi, hocası, eşi, girdiği işte patronu, ev tuttuğunda karşısına çıkacak komşuları? Selim’in ve Melih’in karşılaştığı hayat sahneleri gerçekten tamamen tesadüf olabilir miydi?
Biraz
düşünelim… Bu yaşam tarzları devam
ederlerse;
Selim
nasıl bir baba olur? Peki ya Melih?
Melih
nasıl bir yönetici olur? Peki ya Selim?
İkisinden
nasıl bir komşu ortaya çıkar?
Gerçekten
hayat, kontrolünde olan şeylere sıkı sıkıya sarılan ve gücünün yettiğince
gelişmeye çalışanları toplamda rahat ettiriyor olabilir mi?
İnsanların karşılaşacakları olayları, kişileri, durumları, zamanları dizayn etmek insanın gücünün yetebileceği bir şey değil… Fakat imkanlarını hedeflerine yönelik kullanmak herkesin gücünün yetebileceği bir şey..
Çünkü ikimiz de bir babadan ve bir anneden ibaretiz.

Bilinçli ebeveyn olmak önemli teşekkürler
YanıtlaSilİnsan kendini geliştirmeli. Avantajlarını ve dezavantajlarını bilip ona göre gelişim göstermeli...
YanıtlaSilİnsan tercihlerinin, seçimlerinin sonucunu yaşıyor her zaman,... Elinize, gönlünüze sağlık güzel bir anlatım olmuş...
YanıtlaSilSonuçlara değil sebeplere odaklananların başarılı olduğunu bi anlayabilsek
YanıtlaSilDemek ki Anlık hazlarla anlık tepkilerle toplamda ağır bedeller ödeyebiliyor insan elinize emeğinize sağlık
YanıtlaSilGüzel bir yazı olmuş
YanıtlaSilİnsanın kendini her saman gelişime açık tutması önemli…
YanıtlaSilHayatta herşey çaba üzerine kuruludur, herşey diledigimiz gibi önümüze hazır gelmiyor. Ve bu hiseyenin aynısını kendi ikiz kardeslerimde de birebir şahit oldum. Emeğinize sağlık
YanıtlaSilİki farklı kişi, iki farklı sonuç, peki neden? Çok güzel olmuş, elinize sağlık
YanıtlaSil