TADINDA TATLI
Bir annenin
evladına bakışını herhangi bir bakıştan ayıran,
Bir babanın kaşlarını çattığında evladını sus pus yapan,
Yüzdeki
tebessümü sıradan bir kas hareketinden farklı kılan,
Bir insanın
yaralı hayvan gördüğünde, bir et parçasından daha fazlasını görmesini sağlayan…
Yaşananları
sadece bir hareket olmaktan çıkarıp anlamlı hale getiren,
Duygular…

Harekete anlam yükleyen, nötr bir hareketi peşinden gidilesi ya da uzak durulası yapan. İnsanı yapabileceklerinin zirvesine taşıyan ya da insana en dibi boylatan.
İnsanın her
anı, her hareketi kıymetli…
Hareketleri birbirinden farklı yapan ise barındırdıkları duygular. Yaşadığımız şeylere duyguların etkisinde yüklediğimiz anlamlar, bunları bir kıymet sıralamasına koyar. Yani farklı olaylara yüklediğimiz farklı anlamlar, farklı hareketler oluşturur ve farklı sonuçlar meydana getirir. Dolayısıyla aynı olayla karşılaşan iki insanı farklı noktalara götüren olaya yüklediği anlamlardır. Kimine sevimli gelen bir köpek, kimine dehşet verici gelebilir. Aynı insanla kimisi 5 dakika sohbet edince sıkılırken, kimisi onunla saatlerce vakit geçirir ve hala doyamayabilir. Kimisinin boşanmak için uğraştığı insanla, kimisi evlenmek için can atabilir. Benzer hayat sahnelerini birbirinden faklı kılan, renklendiren, hayatın tadı, tuzu olan duygulardır.
Hayat akışını hızlandıran veya yavaşlatan duygular, kontrol dışına çıktığındaysa insanın burnunun ucundaki gerçekleri görmesine engel olabilir. Duygular çok aktifleştiğinde kaliteli bir yolculuk, bir sürat yarışına dönebiliyor. Yolculuktan keyif almak yerine sadece sonuca varmaya odaklandığında insan sadece gaza basıyor. Aslında keyifli anları gergin telaşlı anlara dönüştürebiliyor. Yolculuk boyu göreceği tüm keyifli manzaraları, hızlanmanın etkisiyle anlamını yitirmiş görüntülere dönüştürüyor. Bu yolculuktaki gibi hayatında da bir şeyde duyguları aşırı aktifleşen insan sadece bir noktayı görmeyi tercih ediyor ve geriye kalan tüm noktaları göremez hale gelebiliyor.
Farklı
olaylara farklı duygular yükleyen insanoğlu,
Yaşadığı
olaylardaki gerçek anlamları kaçırmaya başladığında,
Fark
ettiğinde hiç istemeyeceği sonuçlara,
Duygu
aktifliğinden fark edemediği için koşar adım gidebiliyor.
Yani duyguları aktifleşmeye başladıkça, karşılaştıklarını doğru değerlendirmesini sağlayan bilinci daralmaya başlıyor. Yapabileceğini yapamaz, yapmayacağını yapar hale gelebiliyor. Annesini çok seven bir uyuşturucu bağımlısına o anneyi katlettiren de duygu, imkansızlıklar içerisinde dağın tepesinde çobanlık yaparken bir yandan da doğru düzgün kitabı bile olmadan ders çalışıp sınavda Türkiye derecesi yaptıran da duygu.
Bu yüzden duygu doğru şekilde kullanılması gereken bir silahtır. Bunun da en kaliteli hali duygunun ve bilincin dengeli halde olmasıdır. Yani insanın bilinciyle sağlıklı kararlar verip duygularıyla bu kararları destekleyen, bu kararlardaki hareketi artıran hali…
Gideceği
yolda elbette ki hızlanması gereken yerler olacak.
Ama yolu fark
etmez hale gelecek kadar,
Yolculuğu
unutturacak kadar hızlandıysa,
Bu yoldan
alacağı en iyi sonuç ihtimali,
Âmâ bir
insanın hiç bilmediği bir yolda son sürat varacağı yere ulaşma ihtimali
kadardır.
İnsanı sevindiren, üzen, coşturan veya korkutan tüm duygular tadında tatlıdır.
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insana duygularıyla bilincini nasıl dengeleyeceğinin stratejilerini anlatır. Böylelikle insan hayata anlam katan, olmadığında canımızın sıkılacağı, aşırılaştığında ise canımızı sıkacak olan duyguları çok daha etkili kullanır..
Şimdi düşünelim?
Duygunun olmadığı bir bilinç evreni mi?
Bilincin olmadığı her şeyin eğlenceden ve
hazlardan ibaret olduğu duygusal bir dünya mı?
Bunun cevabını o “bir” kişiye sorun!”
Yahya Hamurcu

Her şeyin bir ölçüsü ,bir kıvamı var. Bu ölçünün dışına çıkılması insana zarar veriyor. Onun için bu hayatta dengede olanlardan olmak insana kazanç sağlıyor. İnşaALLAH kıvamı yakalayanlardan oluruz
YanıtlaSil