KOCA BEBEKLER!

Yeni bir güne ümit dolu başlamak isteyen Tuna, arabasıyla sabahın yoğun trafiğinde yol alırken birden arkasındaki ambulansın sesiyle irkildi. Hemen sağa yanaşarak yol vermeye çalıştı. Birileri bir yandan zamana karşı ölüm kalım mücadelesi verirken ne gariptir ki diğer yandan bulunduğu şeridi sahiplenip hiç istifini bozmayan sürücülerin rahatsız edici bir rahatlıkları aynı karedeydi. Bu durum karşısında kendini düşüncelere dalmaktan alıkoyamadı. O an bir film sahnesi gibi zihninde benzer görüntüler sanki tören geçişi yapmaya başladı.

Geçen hafta arkadaşı Enver, ne kadar da dert yanmıştı eşinden. Eşi Seher, kocasının olmadığı bir ortamda Enver’e karşı yapılan haksız ağır ithamlar karşısında eşini savunamamıştı; “Enver öyle bir şeyi hayatta yapmaz. Velev ki yaptıysa da muhakkak ama muhakkak bir gerekçesi vardır! Sormadan, konuşmadan yargısız infaz etmeyin!” diyememişti.

Aslında acı da olsa bu pek de şaşırtıcı bir davranış değildi. Detaylıca bakıldığında evlilikleri süresince Seher eşini bir eş, hayatını tamamlayan eksik parçası gibi görmemişti. Seher’in odaklandığı şey Enver’den ziyade kendi ihtiyaçlarının karşılanmasıydı. Mesela Enver’in işlerinin kötü gittiği dönemlerde Seher eşine destek olmak yerine almak istediği çantaları araştırarak vakit geçiriyordu. Bu da onların bir aile olmasını engelliyordu. Dolayısıyla Enver açısından eşi de dahil hayatındaki herkes kendi ihtiyaçlarını ön planda tutan bencilce tavırlar sergiliyordu.

Düşüncelerin biri gidip diğeri geldikçe sanki zamanın içinde benzer anlara yolculuk yapıyor gibi hissediyordu Tuna. Daha dün, evet evet, dün işyerindeki elemanı Yılmaz da patronu Tuna’nın yokluğunda müşterilere karşı firmasını rezil edecek derecede kötü davranmıştı.

Bir de bunların üzerine tüy dikercesine iki aylık bebeklerinden dolayı, ki Tuna ve eşi Tülin’e sorsan iki yıl gibi geçen iki ay, süresince düzenli bir uykuya hasret kalmışlardı. O tatlı bebek sanki gizli bir kamerası varmış gibi anne babası tam uykuya dalacakken yaygarayı koparıyordu.

Tuna hatırladığı olayların etkisinden çıkıp tekrar kendine geldiğinde, bu hayatın tam da göbeğinde şahit olduklarını, hayata dair okulda öğrendikleriyle kıyasladığında sonuçlar pek de iç açıcı değildi. Vatandaşlık bilgisi dersinde öğrendiği vatan, vatandaş, millet gibi kavramlar bu gördükleri olamazdı. Spor gündeminin haricinde hiçbir konuda birlik olamayan bu kalabalık yığınlarını acı bir şekilde izliyordu. Ne oluyordu bu insanlara? Koca koca insanlar kendi dertlerinden başkasının derdini düşünemez göremez olmuştu. Aralarındaki birlik olma gücünü ne sağlayacaktı?

Milyonlarca insan evliydi ama artık insanlar çok kolay ve sudan sebeplerle boşanabiliyorlardı. Bu manzara karşısında insanların karı koca olmalarından, aile olmalarından nasıl bahsedilecekti?

Aynı şekilde işyerlerindeki elemanlara, çalışanlara bakıldığında da görülen manzara çok da farklı değildi; ellerinde gün boyu cep telefonuyla vakit geçiren insanlar ve nerdeyse aldıkları maaş dışında bulundukları firmayla bir bağları, aidiyetleri yoktu.

Bebekleri tekrar gözünün önüne geldi. Evet, o bir bebekti ve tüm ihtiyaçları için ebeveynine muhtaçtı. Tabii ki o bebek ” Zavallı annem, babam kaç gündür perişanlar. En iyisi bu gece de halden anlayıp birazcık sessiz olayım, dizimi kırıp yatayım. Azıcık da dinlensin garipler!” demeyecekti. O bir bebekti ve ailesi de onun muhtaçlığından dolayı böyle bir beklenti içinde değildi.

Bir an bebekleriyle aklındaki insanları benzetmeye başladı. Nihayetinde bu insanların çoğu, bencil tavırlarıyla tuğlalar gibi yan yanaydı ama duvar olamamışlar dı. ”Ya bir bütünün parçası olmayı beceremeyen ve bebek gibi bencilce davranan bu Koca Bebeklere ne demeli?” diye düşünürken nihayet işyerine ulaşabilmişti.

 


“Milyarlarca insan içinde, “bir” kişinin ne önemi olabilir ki?

Bunun cevabını o “bir” kişiye sorun!”

Yahya Hamurcu

 


Yorumlar

  1. Hayatımızda gözden kaçırdığımız birçok detayı açık ve net şekilde anlatmışsınız.

    YanıtlaSil
  2. Çok farkındalık oluşturan bir yazı, kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BEDELSİZ İSTEK KABUL OLUNMAYACAK DUA’DIR

“ANNECİĞİM BANA YARDIM ET”

BİR YÖN MESELESİ

DİSİPLİN BENDEN SORULUR !!!

HAYATTA HER ŞEY GEÇİCİDİR

SÜPER BABAANNE!

HIZLI VE HAZLI

KARIŞIK İKİZLER

İYİLİĞİN KARŞILIĞI BAŞKA NE OLABİLİRDİ Kİ?