HIZLI VE HAZLI
Doğru mu yanlış mı diye sorgulanmadan, her türlü yaşanılanın normalmiş gibi kabul gördüğü bir dünyada artık şu tür konuşmaları hemen her yerde sıklıkla duyabiliyoruz:
- Hocam, okulda siz bana bu kadroyu verin, söz bu kadroya yakışır bir asistan olacağım!
- Hocam siz şimdi bana geçer not verin, ben zaten daha sonra çalışıp bu konuyu iyice öğreneceğim…
- Efendim, falanca Bey'in size selamını getirdim, bizim çocuk her ne kadar bu açtığınız pozisyondaki işe uygun değilse de siz onu işe alın, nasıl olsa zaman içinde çalışır öğrenir…
- İnanın tekrar kursa gelecek kadar vaktim yok. Siz şimdi bana şu sürücü ehliyetini verin, babam zaten 40 yıllık usta şofördür, her akşam onla pratik yapar, iyice öğrenir, ondan sonra binerim arabaya. Öyle tam öğrenmeden de trafiğe falan çıkmam, rahat olun size söz…
Ya Sonrası?
- Ne olmuş ki? No problem şekerim hallederiz, ya da birileri halleder. Çok takılıyorsun…
- Ne yani bir tek ben mi istiyorum sanki? Bir ben isteyince mi kötü oluyor? Herkes işlerini böyle hallediyor. Bu zamanda böyle…
- Asıl tuhaflık sende… Bak canım işler böyle gelmiş, böyle gider. Şimdi de bak yolunda yürüyor işte. Bir ben istedim diye dünya yıkılmadı ya! Seni de anlayamadım gitti…
Peki işler gerçekten böyle mi? Yaşadığımız döneme bu aralar verilmiş yeni bir isim var: “Haz ve Hız çağı”. Kim düşünmüşse haksız da sayılmaz. İnsanlar sabır gösteremedikleri her türlü arzularına bir an önce ulaşmak için adeta yarışıyorlar. Bu tanımın Haz kısmında liste kabarık… Caddede bir baştan bir başa yürü, Televizyon kanallarını aç, biraz reklamları izle, nereye gidersen git, başını nereye çevirirsen çevir hazza hitap eden sayısız ürün ve objeden gözümüzü alamıyoruz. Tanımın Hız tarafının da geri kalır yanı yok tabii… Hayatın sabır, dayanıklılık, istikrar, azim gösterilmesi gereken kısımlarında işin hakkını vermekten kaçınan insan sayısının hızla arttığı bir gerçek.
Peki Haz ve Hız insanı nereye götürür? Bu
işin sonu nereye gider? İnsanın doğduğu andan, ömrünün sonuna kadar
geçen süreçte hayatına yön verebilecek, karşısına çıkan problemleri çözmesine
yardımcı olabilecek birçok örnek gözünün önündedir. Ama bazen görmez, göremez...
İster ki her şey bir an önce çözülsün, yoluna girsin, yormadan zorlamadan devam
etsin. Ulaşmak istediği bu kadar çok şey varken de işin sonu nereye varır diye
pek düşünmez. Kestirme yolların peşine düşebilir. Bu yüzden de anda haz almaya çalışmanın
heyecanıyla hayatının tümünde ona toplamda ona fayda ve haz verecek fırsatları
kaçırabilir.
Herkes için ay sonunu getirebilmek, biraz para biriktirebilmek önemli problemlerden. Günümüz şartlarında insan da “Hızlıca paraya nasıl ulaşabilirim?” diye soruyor. Bir yanda çalıştığı şirketteki memnuniyetsiz yöneticiler, şikayet edip duran iş arkadaşları, iş yerinde gördüğü mobbing, diğer yanda bahis siteleri, kripto paralar ya da borsada hisse alıp kısa sürede zengin olma öyküleri, genç yaşta köşeyi dönen influencer videoları derken insanın önündeki işi yapması daha da zorlaşıyor.
O anda kazançlı gözüken öykülerin devamında neler olduğu çoğu zaman anlatılmaz, zaten insanın da pek göresi duyası gelmez. Andaki kolay ve hızlı kazanç, başarı bir kez dikkatini çekip başını döndürmeye başladıysa “Artık devamının ne önemi var? Ne kötü gidebilir ki? Artık başkalarının ağız kokusunu çekmeye gerek kalmadı… Saatlerce çalışmanın ne gereği var ki? Önemli olan doğru anda doğru yerde olup fırsatları yakalamak…” demeye başlıyor.
Seçimlerimizde bize toplamda neyin daha iyi geldiğini, tercihimiz gerçek ise zaman içinde bize karşılığında ne fayda getireceğine bakıp iyi analiz etmemiz gerekir. Dolayısıyla hayatta bakmak ya da görmek, duymak ya da dinlemek arasında fark var. Ve bunları yaparken haz da hız da önemli… Ama ne zaman?
Doğru kıvamda ve sürekli
hayatımızda olduğunda…



Çok doğru tespitler. Bu dönem haz ve hız çağı. Ama haz ve hız peşinde koşarken telafisi olmayacak şeyleri kaçırıyoruz.
YanıtlaSilNe güzel bir yazı olmuş.... Bir bakış açısı kazandırdı. Kaleminize sağlık 👏🏼
YanıtlaSilAnlık Hazlarını tuzaklarını güzel anlatmış. Adeta Hayat dersi... Elinize sağlık
YanıtlaSilMaalesef büyük çoğunluğumuz bu durumda. Peki çözümü ne? Nasıl davranmalı insan?
YanıtlaSilNe güzel yazılmış... Temeli olmayan bina misali; haz veren kısım odalar iken, asıl yükü tutan binanın temelidir. Asıl bedeli oraya ödemek gerekir. Sonrası nasıl olsa bir şekilde gelir...
YanıtlaSilBaşta haz veren şey sonunda acı verir.
YanıtlaSilHırs ın ve ego nun insanlığın önüne gectiği
YanıtlaSilHaz ve hız ile yaşanan bir ömrün hızlı yaşa ölümün yakışıklı olsun esprisine uyumu aklıma geldi. Elinize emeğinize sağlık hocam
YanıtlaSilEllerinize sağlık tespit çok yetinde olmuş
YanıtlaSilYaşamının gençlik yıllarında haz peşinde koşanlar yaşlılıklarını acı içinde geçiriyor malesef. Hızlı yaşarsan genç ölürsün derdi büyükler.
YanıtlaSilÇok güzel bir şekilde hayatımızı özetlemişsiniz.
YanıtlaSilHemen istiyoruz, hiç bedel ödemeden, zorlanmadan istiyoruz, elinize sağlık
YanıtlaSil