Kayıtlar

Aralık, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TADINDA TATLI

Resim
     Bir annenin evladına bakışını herhangi bir bakıştan ayıran, Bir babanın kaşlarını çattığında evladını sus pus yapan,  Yüzdeki tebessümü sıradan bir kas hareketinden farklı kılan,  Bir insanın yaralı hayvan gördüğünde, bir et parçasından daha fazlasını görmesini sağlayan… Yaşananları sadece bir hareket olmaktan çıkarıp anlamlı hale getiren, Duygular…      Harekete anlam yükleyen, nötr bir hareketi peşinden gidilesi ya da uzak durulası yapan.  İnsanı yapabileceklerinin zirvesine taşıyan ya da insana en dibi boylatan. İnsanın her anı, her hareketi kıymetli…      Hareketleri birbirinden farklı yapan ise barındırdıkları duygular. Yaşadığımız şeylere duyguların etkisinde yüklediğimiz anlamlar, bunları bir kıymet sıralamasına koyar. Yani farklı olaylara yüklediğimiz farklı anlamlar, farklı hareketler oluşturur ve farklı sonuçlar meydana getirir. Dolayısıyla aynı olayla karşılaşan iki insanı far...

ANLAMLARININ VE EYLEMLERİNİN SARKACINDA SALINAN İNSAN

Resim
     Caddelerde yürürken ya da bir parkta otururken, İşe giderken ya da dönerken, Yolda, evde, çalıştığı işyerinde, fabrikada ya da okulda, İnsanları hep bir şeyler yaparken görürüz… Hiç düşündünüz mü; bu kadar insanı hayatta böyle farklı farklı yerlere koşuşturan,      Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar dünyanın dört bir tarafında, bir şeylerin peşinde harekete geçiren şeyler nelerdir? Ya da tam tersi eylemsizliğe geçirip, hayattan elini ayağını çektiren şeyler nelerdir? Hayatın akışında ya da durağanlaşan anlarında insana kararlar aldıran o etkili güç nedir?      Ya da şöyle de sorulabilir; İnsanı bir ömür boyu hayatta bir yerden bir yere, zaman ve mekan ne olursa olsun sürükleyen, Bazen güldüren, bazen ağlatan, bazen düşündüren, bazen öylesine boş boş gözlerle etrafına bakmasına neden olan nedir? İnsan ve hayatta onu anlamlı kılan şeyler ne olabilir diye sorulduğunda bu ve buna benzer sorular hemen akla geliyor. ...

KEŞKE FARK EDEBİLSE MİYDİN?

Resim
Gökhan küçüklüğünden beri çok hareketli bir çocuktu. Aynı zamanda konuşmayı da çok seviyordu. İki abla ve bir erkek kardeş ile beraber ailenin 4 çocuğundan biriydi. Evin en küçüğü olmamasına rağmen dikkat çekmeyi ve ilgiyi üzerine toplamayı başarıyordu. Ön plana çıkmak en büyük motivasyon kaynağıydı. Bu yüzden kardeşlerine pek fırsat tanımazdı. Kalabalık bir aileyi idare eden ebeveynleri ise Gökhan’ın bu hareketliliğini kardeşlerini oyalamak için kullanıyordu. Gökhan’ın enerjisini kardeşlerini eğlendirmeye yönlendiriyorlardı.  Böylece kendilerine biraz olsun zaman ayırabiliyor lardı. Okul çağına gelen Gökhan artık kendini göstermeyi daha da önemsiyordu. Daha öğretmenleri bir şey anlatmadan o bir şeyler söylemek istiyordu. “Öğretmenim, bir şey söyleyeceğim” diye başlayıp, alakasız şeyler anlatabiliyordu. “Hani geçen derste yumurtalı deneme yapmıştık ya işte onu ben evde de yaptım biliyor musunuuuz?” Arkadaşları başlarda dersin kaynamasından dolayı eğleniyorlardı ama artık ders iş...

AFFAN DEDE’DEN Z KUŞAĞINA MEKTUP VAR!

Resim
       Ne demiş şair o anlamlı mısralarda; Affan Dede’ye para saydım, Sattı bana çocukluğumu... Artık ne yaşım var ne adım, Bilmiyorum kim olduğumu… Hiçbir şey sorulmasın benden, Haberim yok olan bitenden… Şiir mısralarında söylenenler, istenenler, elde edilenler kulağa hoş geliyordu. Sonuçta bu şiirdi… Ne söylersen söyle… Ne istersen iste… Biz de çocuktuk… Yaş ilerledikçe, hayata bedeller ödedikçe işlerin şiir naifliğiyle yürümediğini anladık. Sıkıldık, bunaldık. Zaman zaman hayattaki işlerin rahat olmasını istedik. Bir parmak şıklatması işlerimiz çözülsün istedik. Aslında bu şiiri yazanın da hayatı öyle kolay olmamış. Birçok sıkıntıyla, mücadeleyle geçen ömrü daha 46 yaşındayken geçirdiği ağır hastalık sebebiyle son bulmuştu. Şiirdeki gibi çocukluğun saf, temiz zamanına, hayatın en başına her şeyi unutup dönmek istiyordu. Geçirdiği süreç dikkate alındığında çok naif, çocuksu bir ...

KOCA BEBEKLER!

Resim
Yeni bir güne ümit dolu başlamak isteyen Tuna, arabasıyla sabahın yoğun trafiğinde yol alırken birden arkasındaki ambulansın sesiyle irkildi. Hemen sağa yanaşarak yol vermeye çalıştı. Birileri bir yandan zamana karşı ölüm kalım mücadelesi verirken ne gariptir ki diğer yandan bulunduğu şeridi sahiplenip hiç istifini bozmayan sürücülerin rahatsız edici bir rahatlıkları aynı karedeydi. Bu durum karşısında kendini düşüncelere dalmaktan alıkoyamadı. O an bir film sahnesi gibi zihninde benzer görüntüler sanki tören geçişi yapmaya başladı. Geçen hafta arkadaşı Enver, ne kadar da dert yanmıştı eşinden. Eşi Seher, kocasının olmadığı bir ortamda Enver’e karşı yapılan haksız ağır ithamlar karşısında eşini savunamamıştı; “Enver öyle bir şeyi hayatta yapmaz. Velev ki yaptıysa da muhakkak ama muhakkak bir gerekçesi vardır! Sormadan, konuşmadan yargısız infaz etmeyin!” diyememişti. Aslında acı da olsa bu pek de şaşırtıcı bir davranış değildi. Detaylıca bakıldığında evlilikleri süresince Seher ...

İYİLİĞİN KARŞILIĞI BAŞKA NE OLABİLİRDİ Kİ?

Resim
Sireni acı acı çalan ambulans, trafiği yararak ilerliyordu. Kimi zaman emniyet şeridinden gidiyor, kimi zaman orta şeritlere geçiyordu. Bazı araçlar hemen kenara çekip yol veriyor, bazıları ise umursamadan hiç tepki vermiyordu. Kim bilir, belki de açtıkları müzik sesi yüzünden duymuyorlardı. Ama usta ambulans şoförü, ne yapıp edip trafiği yarmasını biliyordu. Ve nihayetinde acil girişinde biten bir yolculuk…      Hastane koridorunda doktor, Osman Amcanın durumundan ailesine bahsederken endişeliydi; Maalesef Osman Amcamızın durumu kırıtik. Problem beyninde. Önemli bir beyin ameliyatı geçirmesi lazım ve bu öyle sıradan bir ameliyat değil. Çok zor bir ameliyat. Bu ameliyatı yapabilecek dünyada 3-4 doktor var. Umut verici olan şu ki; bu doktorlardan birisi Türk, Prof. Dr. Razi Ölmez. Bu ameliyatı sadece o yapabilir. Tamam, hemen arayıp randevu alalım o zaman! diye atıldı oğlu. Osman amcanın 35 yaşında bir oğlu ve 28 yaşında bir kızı var. İkisi de hastanede geçirdikleri...

KARIŞIK İKİZLER

Resim
Birbirine çok benzeyen tek yumurta ikizi kardeşlerdi. Onları dışarıdan gören, seslerini duyan herkes rahatlıkla anlayabilirdi. Hatta parfümü bile ortak kullandıkları için insanlar onları iyice birbirine karıştırıyordu. Bazen Selim’e Melih, bazen de Melih’e Selim diyorlardı. Okul çağına geldiklerinde yavaş yavaş birbirlerinden ayrışmaya, kendi öykülerini şekillendirmeye başlamışlardı. Gerçi anneleri küçüklüklerini anlatırken sıklıkla “Gören de tek yumurta ikizi değil zanneder bunları” derdi… Dışarıdan bakınca ne kadar birbirlerine benzeseler de küçüklüklerinden beri onları birbirinden ayıran huyları vardı. Mesela birinin odasına girince düzenine dokunmaya kıyamayan insan diğerinin odasına girdiğinde içerde savaş olmuş zannederdi. Fakat asıl ayrışma kendi seçimlerinden sonra olmaya başladı. Selim hayatta önüne çıkana, sanki ayağına denk gelen bir top gibi, gelişine vurup çıkan sonuca göre çözüm bulma konusunda gelişmişti. Anlık gelişen sorunları çözme ile işlerini yürütüyordu. Onun iç...

HIZLI VE HAZLI

Resim
Doğru mu yanlış mı diye sorgulanmadan, her türlü yaşanılanın normalmiş gibi kabul gördüğü bir dünyada artık şu tür konuşmaları hemen her yerde sıklıkla duyabiliyoruz: Hocam, okulda siz bana bu kadroyu verin, söz bu kadroya yakışır bir asistan olacağım! Hocam siz şimdi bana geçer not verin, ben zaten daha sonra çalışıp bu konuyu iyice öğreneceğim… Efendim, falanca Bey'in size selamını getirdim, bizim çocuk her ne kadar bu açtığınız pozisyondaki işe uygun değilse de siz onu işe alın, nasıl olsa zaman içinde çalışır öğrenir… İnanın tekrar kursa gelecek kadar vaktim yok. Siz şimdi bana şu sürücü ehliyetini verin, babam zaten 40 yıllık usta şofördür, her akşam onla pratik yapar, iyice öğrenir, ondan sonra binerim arabaya. Öyle tam öğrenmeden de trafiğe falan çıkmam, rahat olun size söz… Ve daha nice sözler, vaatler…           Ne istiyor bu insanlar? Aslında ne istedikleri gayet basit; zorlanmadan, uğrunda bir bedel ödemeden, kısa zamanda isted...