SÜPER BABAANNE!

Nihayet tatile çıkabilmişti... Ilık bir Eylül akşam üzeri Sinop'un güzel denizine karşı keyifle çayını yudumluyordu.  Aslında ne kadar yorulduğunu tam da şimdi rahata erince fark etmişti… Birden babaannesinin sözü aklına düştü; “Evladım insan yorulduğunu çalışırken değil oturduğunda anlar!” Ertan'a göre babaannesi ilkokul mezunu bile olmadan  ordinaryüs profesör diyebileceği seviyede bilge bir hatundu…

Bir yandan denizdeki sörfçüleri izlerken diğer yandan da zihninde, “Tatildeyim, artık bir dur ya!” diyemediği bir düşünce sörfü başlamıştı sanki. Babaannesine gitmişken düşünceleri, “Er giden işine, geç giden boşuna!” sözü çınladı kulaklarında. Ne kadar da güzel söylemişti yine o bilge hatun. Bir an kendi hayatındaki karşılığına baktı; “Ertele babam ertele!” Küçük yaşlardan bu yana çoğu kez yüzü bu yüzden hep yere düşmüştü. Çünkü yapması gerekenleri ertelemesi başına pek çok işler açmıştı. “Bu neden böyle?” diye düşünürken yanında büyüdüğü o çok sevdiği dayısı gözlerinin önüne geldi. Hep ne derdi; “Hallederiiiz! Kaçmıyor ya!”

Dayısının sürekli gülen yüzü, afacan bir çocuk gibi keyif dolu hali çocukluğunun ana koridoru gibiydi. Daha hayat yolunun başındayken iş yapmayı, “Üç günlük dünya! Takma kafana, bak keyfine! İş mi? Nasıl olsa olur! Nasıl olsa yapılır!” diye paket olarak öğrenmişti ama o da zaten bu paketinden çok memnundu…

Okulda, ödevlerinde, aldıklarında ve sattıklarında, hatta askerdeyken; bundan dolayı az mı kulağı çekilmişti. Ama sonuçta işlerini “hallediyordu yaa!”. Orası tamamdı tamam olmasına da babaannesinin “geç giden boşuna…” kısmı aklına geldi tekrar. Kendini “Geç gideni boşa düşüren neydi?” diye düşünmekten alıkoyamıyordu, tam da tatildeyken, tam da o “halletme” telaşından kurtulmuşken…

Gerçekten de son dakikaların adamıydı, bunu kabul ediyordu. Son dakikada da olsa işler yetişiyordu ama ortaya nasıl bir iş çıkıyordu, ilk defa etraflıca düşünmeye başladı... Son anda ucu ucuna yerine getirebilmiş olsa da işleri neredeyse her zaman vasattan öteye geçmiyordu. Gerçeğinin bu olduğunu şu anda  kendine itiraf etmekten kaçınamadı…

Her halükârda harcadığı bir çok emek olsa da hep zamanında teslim edilmeyen kargo gibi, bal yapmayan arı gibi algılanıyordu işleri de,  kendisi de…

Maalesef okuldaki, askerdeki ahvalleri gibi iş hayatında da hatta evliliğinde de aynı ahvali sürmüştü.  Yapmasına yapmıştı bir şeyler ama hep son anda veya öylesine olduğu için şöyle tam da içten bir teşekkür alamamıştı. Düşündükçe kendinden çok şeyler çıkmasına rağmen “boşuna” olduğunu, emeklerini boşa gitmiş gibi hissediyordu...

Bilge hatun babaannesinin demek istediği bu olabilir miydi...? 

Bu kadar çok sahada gol yediğini anlamak canını yakmıştı. O anda eşinin sesi ile birden daldığı düşüncelerden sıyrıldı; “Ya Ertan! ALLAH aşkına! Yine mi  yatırmadın faturayı? Hattım kesilmiş, hem de tatilde! Of Ertan, off!..” Eşi artık Ertan'a adıyla değil her sabah alarmında kullandığı “Ertele butonu” diye hitap ediyordu.

Gün geçtikçe daha da ömrünün son yokuşlarına geldiğini hisseden Ertan “boşuna” değil “işine” giderek çıkmak istiyordu bu öyküden. Çünkü o erteledikçe, yapması gerekenler tepelere ulaşmış, artık onu tepelemeye başlamıştı... Bir anda kendisini kazıklanmış hissetti.

Zamanında doğru tepkileri vermemenin o orantısız faturası, bayramda tüm akrabaların birden misafirliğe gelmesi gibi gelmişti ona. Bu kadar biriktirmeseydi, ağırlaması bu kadar yormayacak, yıpratmayacaktı.

Kaybettiğini arayan bir insanın ahvalinde iken sisler arasından gelen bir ışık hüzmesi gibi kafasında şimşekler çaktıran ve sisleri birden dağıtan bir cümleyle irkildi; hemen yan tarafta miçosunu motive etmeye çalışan ihtiyar balıkçı “Evlat, yürümek de koşmak da bir adımla başlar!” diyordu… 




Her düşmüşün asıl sorusudur...
 Peki nasıl değişirim, nasıl toparlanırım sorusu...
Bugün; yapabileceğin kadar küçük iyi işleri küçümseyip ertelemeyerek... 
Bugün; yapamayacağın büyük işlerin hayalinde oyalanmayarak...


Yorumlar

  1. Zaman yönetimi ile ilgili çok öz ve harika bir yazı olmuş.. yazanların eline sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat bir zaman mekanı, biz içinde olan ve o zaman da kendini bulmaya çalışan, kendini bilip de,Rabbini bilen , kul olmanın şerefiyle bu anı yaşayan aslında bir alemiz.

      Sil
    2. Hayat bir zaman mekanı, biz içinde olan ve o zaman da kendini bulmaya çalışan, kendini bilip de,Rabbini bilen , kul olmanın şerefiyle bu anı yaşayan aslında bir âlemiz.

      Sil
  2. Ne güzel anlatmış eski nesiller geçerliliğini yitirmeyen öğütleri , hayatın gerçeklerini. Keşke insanlar keşke demeden anlasa ve bu değerli deneyim transferini hayatına katsa. ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Atasözü gibi yazı olmuş elinize sağlık

    YanıtlaSil
  4. Her işi son dakika yapıp bir türlü keyfini çıkaramadık,erteledikçe büyüttük,şükur ki sizlerle karşılaştık,kaleminize sağlık ne güzel anlatmışsınız

    YanıtlaSil
  5. Her şeyin başı olan o ilk adım... İşte onu atan bir yerlere varıyor. Kaleminize sağlık, faydalı ve keyifli bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
  6. Bismillah deyip başlamak önemli kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  7. Ertelemek derken en acısı da aslında ertelediğinin senin hayatının olması... Bu gerçeği naif bir yazıyla hatırlatana teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  8. çok faydalı bir yazı olmuş emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  9. “Er giden işine, geç giden boşuna” evde bereket yok diyenlere gelsin.. Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  10. Hayatta neyi ertelersek böyle sorunlarımız büyüyor gerçekten. Kaleme alanların ellerine sağlık. Farkındalık oluşturacak güzel yazıların devamını okumayı çok isteriz.

    YanıtlaSil
  11. Kaleminize sağlık. Her işimizi Zamanında yapıyor olmak gerçekten insanın yükünü çok hafifletiyor. Bu konforu bir yaşasak bir daha ertelemeyiz. :)

    YanıtlaSil
  12. Ümitsizlik de yok hayatta yine
    Kendini farketmek te insana iyi geliyor geç te olsa elinize emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  13. Er başlayıp yola düşenlerden olabilmek ve yazılarınızın devamını okuyabilmek duasıyla

    YanıtlaSil
  14. Son anda yapılan işler rin ne kadar yorucu olduğunu

    YanıtlaSil
  15. Gerçek ilim Çok basit ve sade aslında.İnsanın hayatını basitleştirip işini kolaylaştırır ve daha mutlu yaşamasını sağlar. Bu öyküde de öyle sade ve güzel anlatılmış. Tebrikler…

    YanıtlaSil
  16. Erteleme, hemen en basit bölümden harekete geç, elinize sağlık

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BEDELSİZ İSTEK KABUL OLUNMAYACAK DUA’DIR

“ANNECİĞİM BANA YARDIM ET”

BİR YÖN MESELESİ

DİSİPLİN BENDEN SORULUR !!!

HAYATTA HER ŞEY GEÇİCİDİR

HIZLI VE HAZLI

KARIŞIK İKİZLER

İYİLİĞİN KARŞILIĞI BAŞKA NE OLABİLİRDİ Kİ?

KOCA BEBEKLER!